
Yazar : Suzanne Collins
Yayinevi : Pegasus Yayınları
Yayın Yılı : 2010
Sayfa Sayısı : 400 Sayfa
Dili : Türkçe
Kategorisi : Roman
Capitol mutsuz, huzursuzluk artıyor. Ateşle dans eden kız bir kıvılcım yaktı, yerin altından yükselen isyan şimdi patlama noktasında!
Kıvılcımlar parlıyor, alevler yayılıyor ve capitol intikam istiyor.
Suzanne Collins’in çok satan açlık oyunlarının ikinci kitabı Ateşi Yakalamak 5 Eylül’de çıkıyor.
“Açlık Oyunları Serisi, insanı meraktan çatlatan, gerilim dolu, müthiş akıcı ve inanılmaz sarsıcı! Elimden bir türlü bırakamadım. Bağımlısı oldum!”
-Stephen King-
Sabırsızlıkla çıkmasını beklediğim fenomen kitap Açlık Oyunları’nın devamı olan Ateşi Yakalamak kitabını erkenden okuma fırsatı buldum.. Benim yüksek beklentilerimi haklı çıkartmakla kalmamakla birlikte bunun çok üstüne çıktı. Bu kitap Açlık Oyunları kadar heyecanlı fakat daha bir yürek burkucu çünkü zaten karakterleri tanıyorsunuz, zaten onlarla birlikte zorluklara göğüs germiştiniz. Suzanne hikayenin gerçekleştiği yerleri ummadığım yerlere taşımış ve o bu çok zor yerleri seçmekten hiç çekinmemiş. Olağanüstü. Bu kitabı okurken uykunuzu erteleyeceksiniz. Çıktığı andan itibaren listeleri altüst edecek. Tavsiyem o sabah için hazırlanın ve takviminizi ona göre ayarlayın.
-Stephenie Meyer-
“Zekice kurgulanmış ve çok akıcı bir kitap! Büyüleyici.”
-John Green-
“Bilimkurgu, heyecan, gerilim ve aşkın muhteşem bir karışımı.”
-USA Today-
“Nefes Kesiyor”
-Publisher Weekly-
“Aksiyon, Entrika, Aşk. Kesinlikle mükemmel.”
-Kirkus Reviews-
Susamlı Halkanın Tılsımı
Yazar : Artun Ünsal
Yayinevi : Yapı Kredi Yayınları
Yayın Yılı : 2010
Sayfa Sayısı : 240 Sayfa
Dili : Türkçe
Kategorisi : İstanbul
Ekmek, peynir, zeytin ve yoğurttan sonra, Artun Ünsal şimdi de Orhan Cem Çetin’in fotoğrafları eşliğinde bu susamlı halkanın hikâyesini, sırlarını anlatıyor. Afiyet olsun!
Topkapı Sarayı’ndan günümüzün simit saraylarına… İstanbul’da yaşayan, bu kente yolu düşen herkes bir şekilde üzeri bol susamlı ya da susamsız simitlerin tiryakisi olmuş, keyifle tatmıştır. Bir anda açlık bastırınca imdat niyetine, kimi zaman cebinde birkaç kuruş kalmışken yemek yerine, bütün gün çalıştıktan sonra bir taşıttan ötekine aktarma yapıp eve dönerken insanın “içi ezilince” ya da bir pazar günü sıcacık aile sofrasında kahvaltı edilirken, özenle hazırlanmış ev reçelleri ve çarşıdan alınmış güzel peynirlerin yanına, sokağın keyifli lezzetini de içeri buyur ederken, simit her zaman baş tacımızdır. Sadece geleneksel simitler mi? Kandil simitleri, şekerli simitler, şimdilerde satılmaya başlanan zeytinli, peynirli, sucuklu, sosisli, ay çekirdekli, tahıllı simitler, hatta kepekli undan yapılanlar.
Geleneksel fırınların üretimi dışında artık en son teknoloji ve modern pazarlama yöntemleriyle satışa sunulmasına karşın, simit aslında hakkında çok az şey bildiğimiz bir yiyecektir: Simit sözcüğü nereden çıkmış, simidi ilk kimler yapmış, simidin kültür tarihimizdeki yeri, geleneksel simitlerin şimdilerde yapılanlardan farkı, simit çeşitleri, üretim tekniklerinde yüzyılları kapsayan evrim ve değişmenin boyutları, simidin çay ve peynirle ilk buluşması üzerine bilgi dağarcığımızı genişletmek gerekir.
Dünya gittikçe küreselleşirken ve yerel kültürel zenginliklerimizi gelecek kuşaklara aktarmanın taşıdığı önem ortadayken, nerdeyse genlerimize geçmiş simit alışkanlığımız, daha doğrusu aşkımız da ihmal edilememelidir.
Dil: Türkçe
Yayın Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 240
Kapak Türü: Karton
Ebat: 13,5 x20 cm
Kağıt Türü: İthal
Geçmişi karanlık temel kurumlarımızdan biri olan ailenin Osmanlı İmparatorluğu ‘ndaki konumu büyük tarihçimiz İlber Ortaylı ‘nın kaleminden değerlendiriliyor. Ortaylı eşlerin birbirine karşı sorumlulukları aile hukuku çocuğun yetiştirilmesi devletin Müslüman ve gayrimüslim ailelere yaklaşımı miras çok eşlilik ataerkillik harem gibi sağlıklı bilgi olmadan üzerine çokça konuşulan mevzuları ilk elden kaynaklarla yorumluyor. Osmanlı Toplumunda Aile yalnızca tarihçiler ve araştırmacılar için değil Osmanlı İmparatorluğu ‘ndaki yaşamı merak eden sağlam bilgilerle donanmak isteyen herkes için ideal bir çalışma.
“Aile bir toplumun en muhafazakâr az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir bu değişme sebebiyle “aile” kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur. Bu nedenle Osmanlı toplumunda aile yapısı üzerine yazdığım ve tasvip gören makalelerimi yeniden ele almak yeni malzemeyi araştırmak ve “millet” sistemi ve “hukuktaki Romanizasyon” gibi toplumsal ve hukukî çerçevesine oturtmak gerekiyordu. Bunsuz son 150 senedeki ailenin aile hukukunun evrimini kavramak mümkün değildir. Bu nedenle 15.- 16. yüzyıllardan bugüne dek hukukî ve toplumsal çerçevesi içinde Osmanlı ailesinin gelişimini ele alan bu çalışmayı kaleme almayı gerekli gördüm.”
Aysun, yaz tatili için Almanya dan Türkiye ye gelirken, çelişkili duygular içindeydi.
Üstelik kendi arzusuyla değil, babasının zorlamasıyla gerçekleşiyordu bu gezi.
Kuzeni Özgür ve eşi Serra’yla anlaşabilecek miydi?
Ya Furkan?
O ne olacaktı?
Yaz sonunda, evine dönerken ise ne çok şey değişmişti.
Her şeyden önce ülkesine daha başka bir gözle bakar olmuş
Yeni arkadaşlar edinmiş
Serra yla sırlarını paylaşmış
Ve
Mustafa Kemal Atatürk ün ülke insanı için neler yapmış, onlara neler kazandırmış olduğunu öğrenmişti.




